Ara

Sarkis Seropyan

Sarkis Seropyan'ın Ardından

Kategori

Uncategorized

Baron Seropyan’ımızı masallarıyla anıyoruz

28 Mart 2015’te kaybettiğimiz Sarkis Seropyan’ın derleyerek çevirdiği ‘Aşiq û Maşûq – Ermenice kaynaklardan Kürt-Ermeni aşk masalları ’, Aras Yayınları’ndan Nisan başında okurlarla buluşuyor.

Sarkis Seropyan’ın derleyerek çevirdiği ‘Aşiq û Maşûq – Ermenice kaynaklardan Kürt-Ermeni aşk masalları ’, kitabı da Aras Yyaınları’ndan Nisan başında okurlarla buluşuyor. Karekin Episkopos Srvantzdyants’ın yazıya döktüğü “Sare Sipane veya Siyamanto ile Xıçezare” (1884) ve Vırtanes Papazyan’ın “Lur da Lur” (1904) metinleriyle Sarkis Hayguni’nin yayımladığı “Kral Lusig ve Sedev Hovig” (1900) masalını buluşturan Seropyan için 8 Nisan Cumartesi 16:00’da bu yeni kitabı için Havak Salonu’nda bir de etkinlik düzenlenecek. Etkinlik öncesinde arzu edenler 14:00’te Seropyan’ın Şişli’deki mezarını ziyaret edecek.

Bu vesileyle Baron Seropyan’ın emeğini ve anısını bir kez daha minnet ve saygıyla yâd ediyoruz.

Sarkis Seropyan kimdir? 

Sivaslı bir ailenin ilk çocuğu olarak 1935’te İstanbul’da doğan Seropyan, genç yaşta çalışma hayatına atılarak soğutmacı ustası oldu. Yıllar boyu yoğun Ermenice ve Türkçe okumalarla kendi kendini yetiştiren Sarkis Seropyan, 1967’de öğretmen Manuşak Seropyan’la evlendi; Vağarşak ve Garine adında iki çocuk, Arno ve Anna Rosa adında iki torun sahibi oldu. Ermeni toplumunun yayın organlarında gezi ve araştırma yazıları yıllar boyunca düzenli olarak yayımlanan Seropyan, Anadolu’da kalmış ve kimliklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olan Ermenilerin İstanbul’da yeni bir hayat kurmalarına yardımcı olmak amacıyla oluşturulan Kağtaganats Hantznajoğov’da (Göçmenler Komisyonu) görev yaptı. ‘Cangülüm Anahit ve Kazben – Ermeni Tanrıları Konuşuyor’ başlıklı mitoloji kitabı 2003’te Belge Yayınları’ndan çıktı.

Sarkis Seropyan, ömrünün sonuna kadar Anadolu’nun çeşitli yörelerinde Ermeni kültürel mirasını ortaya çıkarma amaçlı geziler yaptı; izlenimlerini gazetesi Agos’ta yayımladı. Ermenilerle ilgili akla gelebilecek her konuda başvuru kaynağı olan Sarkis Seropyan, kısa bir hastalık döneminin ardından 28 Mart 2015’te hayatını kaybetti. Feriköy Surp Vartanants Kilisesi’ndeki cenaze merasiminin ardından Şişli Ermeni Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedildi.

Agos gazetesi kurucularından, Ermenice sayfaları editörü, temel direğimiz Sarkis Seropyan’ı ölümünün ikinci yılında sevgi ve özlemle anıyoruz.

Baron Seropyan Radyo Agos’ta anıldı 

Açık Radyo’da, Radyo Agos programının geçtiğimiz haftaki yayınında, Sarkis Seropyan anıldı. 

25 Mart Cumartesi günü gerçekeşen programa, Baron Seropyan’la birlikte çalışma şansına erişmiş Agos çalışanları, Ermeni sayfalar editörü Pakrat Estukyan, Agos Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, Agos Genel Yönetmeni Yardımcısı Karin Karakşlı ve Agos’nun eski Genel Yayın Yönetmeni Rober Koptaş katıldı.

Program kaydını dinlemek için tıklayın. 

‘Surp Haç, al yorganı içeri kaç’

Sonbaharı karşılayan, Hıristiyanlığın takvim yılındaki sonuncu büyük yortusu, geleneksel olarak kışın da habercisi olma niteliğine sahip. Gazetemizin kurucularından Sarkis Seropyan 2003 yılında bu bayramın nasıl kutlandığını yazmıştı.

Eylül ayının 14. gününe en yakın Pazar, Hıristiyanlığın büyük yortularının sonuncusu olan Haçveratz ya da halk ağzında söylendiği gibi Sırpheç veya Ulnotz kutlanır (ulnotz/ul: oğlak)

Yortu, İsa Mesih’in idam edildiği çarmıhın (Haç’ın) esaretten geri dönüşüne armağan edilmiştir. İnanışa göre çarmıh, Azize Helen/Heğine tarafından bulunarak törenlerle Kudüs’teki Surp Harutyun Kilisesi’ne yerleştirildi. 612 yılında Kudüs’ü işgal eden Persler başka ganimet olarak ülkelerine götürmüşlerdi. Bizans İmparatoru Herakl, 627 yılında Persler’i mağlup edip Kutsal Haç’ı ele geçirerek 14 Eylül günü yeniden Surp Harutyun Kilisesi’ne teslim etti. 

Hıristiyan yortularının genelde Pazar günü kutlanması nedeniyle de 11-17 Eylül tarihleri arasına rastgelen Pazar gününde de Haçveratz Yortusu kutlanageldi. 

Yöre yöre Haçveratz

Her yortuda olduğu gibi Haçveratz’da da kutlamalar yörelere göre çeşitlilik gösteririr. Maraş yöresinde, Haç aralarında Maraş’ın o mis gibi kokan yeşil ve iri yapraklı rehanının (fesleğen) da bulunduğu çeşit çeşit çiçeklerle süslenir, yörenin kadınları kendi lehçeleriyle ‘Ireheon urşınil’ rehanı kutsamak dedikleri geleneği yerine getirirdi. 

Haçveratz veya Sırpheç sonbaharın başlangıcı veya hasatların toplanarak ambarların konulduğu yılın bir evresinden geçiş olarak kabul edilen sevinçli bir yortu olarak kabul görür ve takip eden Pazartesi mezarlıklar ziyaret edilirdi. 

Cumartesi günü kadınlar hamur yoğurup açarken, erkekler de oğlağı keserdi. Oğlak eti günün özel, vazgeçilmez yiyeceği olduğu için geçmişte onsuz bu yortu tamamına erişmez, yarım kalırdı. Kurban edilen oğlakların bolluğu nedeniyle Şirak’ta bugüne ‘oğlak-ğıran’ da denirdi. Derisi yüzülen oğlak, tandırın içine daha önce yerleştirilen buğday dolu kazanın üzerine asılırdı. Oğlak tüm gece kapalı tandırın içinde hafif ateşte kızarırken eriyen yağ da dipteki buğday tarafından emilir ve Şirak’ta söylendiği gibi ‘keşkek’ oluşurdu. Güneyde, Vayotz Tsor’da oğlağın bir budu ‘ölülerin payı’ olarak papaza verilirken Şirak’ta tüm oğlak parçalara bölünür, keşkekle birlikte lavaşlara dürülür ve mezarlar kutsandıktan sonar papaz ve yanındakilerin yemesi için mezartaşlarının üzerine konurdu. 

Sabahın erken saatlerinde, evlerde kahvaltıda oğlak yağı ile pişmiş pilav yenir, ardından beraberinde yemişler, özellikle üzüm ve karpuz, hamurişleri, kaymak, yeşillik, peynir ve tabii kızarmış oğlak etiyle en yakın mezarlığa gidilirdi. 

Mezarlar, büyük küçük tüm aile fertlerinin katılımı ile ziyaret edilir, mezartaşlarının yanıbaşına yaygılar serilir, üzerine yiyecekler dizilirdi. 

Gün, yas veya üzüntü değil, neşe ve hafiflenme günüydü. Papazın mezarları kutsamasının ardından ziyafet başlardı. Yalnız son yılda vefat edenlerin evlerindeki ziyafetlerde ölçü korunur, ölenin yakınları birbirlerine başsağlığı diler, fakat ağlamak inlemek gibi üzüntü ve yas ifade edilemez, edilmezdi. Diğer gruplarda ise şakalaşmalar, gülüşmeler, konukseverlik sürerken yer sofralarında birbirlerine, özellikle de yeni evlenen gelinlerin ailelerine damat tarafından gönderilen bayram ‘sofrası’nda oğlağın en iyi tarafları sunulurdu.

Muş-Daron yöresinde ise mezarlıklar Cuma günü ziyaret edilir, Sisian’da, o yıl cenazesi olanlar Cuma günü mercimek çorbası pişirip can için dağıtılırdı. Diğer bazı yerlerde ise Pazar günü adak ziyareti yapılır, Pazartesi de ölüler ziyaret edilirdi.

Kesaplılar’a gelince, güzün gelişini “Haç-al yorganı içeri kaç” sözleri ile karşılardı. Buna karşılık Muş’ta bu deyim “Astvadzadzin’de avluya, Sırp Haç’ta ise deliğe gir” şekline girerdi. (Astvadzadzin, 15 Ağustos’ta üzümün kutsandığı Meryem Ana Yortusu)* Bu yazı 19 Eylül 2003 tarihinde Agos’ta yayımlanmıştır.

Kaynak: https://www.agos.com.tr/tr/haber/surp-hac-al-yorgani-iceri-kac-19339

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑